Prof Dr Bayram Altan
Köşe Yazarı
Prof Dr Bayram Altan
 

Bu Yazımı, dünyada ve ebedi hayatta MUTLU OLMAK İSTEYENLER OKUSUN!…

Kıymetli Okuyucularım!... Bu dünya hayatında mutlu olmak için; Yüzünüz  ve yüreğiniz  birlikte gülümseyecek! Ümitle korku arasında yaşayacaksınız!  Olduğunuz  gibi görünecek veya göründüğünüz  gibi olacaksınız! Bukalemun gibi renk değiştirmeyecek, iki yüzlü olmayacaksınız!  Doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayacaksınız!...  Yüksek itibar sahibi  “saygın birer insan” olacaksınız! Düşman değil,  dost olacaksınız!... Cimri değil,  cömert olacaksınız!.... Güler yüzlü, tatlı dilli, sevimli, şefkatli ve merhametli  olacaksınız! Her zaman mazlumdan, haktan ve haklıdan yana  tavır alan “adil birer  insan” olacaksınız! Sevgide güneş gibi olacaksınız!... Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi olacaksınız!... Hataları örtmede gece gibi olacaksınız!... Tevazuda toprak gibi olacaksınız!... Öfkede ölü gibi olacaksınız! Hayatınız  boyunca “örnek birer  insan” olacaksınız! Malınıza, mülkünüze, kasanıza, kesenize ve nefsani arzularınıza esir olmayacaksınız! Elinize, dilinize, belinize sahip olacaksınız! Fakir, yetim, kimsesiz, yolda kalmış  ve ihtiyaç sahiplerine  yardım eden “cömert  birer insan” olacaksınız! Allah’ın size verdiği sayısız nimetler için şükredin!... İnsan onurunu yükselten, iş gücü kalitesini ve satın alma gücünü artıran ve ekonomik hayatı canlandıran zekat ve sadaka vermeyi ihmal etmeyin!... Komşunuzun malına, canına ve namusuna asla kötü gözle bakmayacaksınız! Büyüklerine karşı saygılı, küçüklerine karşı da şefkatli davranan “onurlu  birer insan” olacaksınız! Kıymetli Okuyucularım!... Korkulan veya nefret edilen birer insan olmayacaksınız!... Adaletten ayrılmayacaksınız!...  Haksızlık etmeyeceksiniz!... Haksızlığa rıza göstermeyeceksiniz!..... Bir kötülükle karşı karşıya geldiğiniz zaman; O kötülüğe  önce elinizle engel olacaksınız!... Elinizle engel olacak kadar kendinizde cesaret göremiyorsanız o zaman dilinizle (sözlerinizle, anlatımlarınızla, ikazlarınızla, önerilerinizle) engel olacaksınız!... Bu cesareti de kendinizde göremiyorsanız o zaman, kalben buğz edeceksiniz!...Kalben buğz etmenin de,  imanın en zayıf derecesi olduğunu   unutmayacaksınız !... Katı kalpli, asık suratlı, hırçın tabiatlı olmayacaksınız!.... Komşuluk hakkına riayet edeceksiniz!... Önemli konularda mutlaka istişare edeceksiniz!... Zaman zaman  tefekkür edeceksiniz!... Dünyaya  hırsla sarılmayacaksın!... Ebedi hayatı, Cennet ve cehennemi unutmayacaksın!... Dünyanın bir geçiş yeri, sizin de yolcu olduğunuzu unutmayacaksınız!... Enaniyet duygusuna kapılıp gururlanmayacak, kibirlenmeyecek ve kendinizi beğenme hastalığına düçar olmayacaksınız!... Mütevazı olacaksınız!... Dinimize saldıranlarla en etkili yollarla mücadele edeceksiniz!.... Allah’ın dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olacaksınız!... Vatanınızı sevecek ve onu düşman istilasına karşı koruyacaksınız!… Vatan sevgisinin imandan olduğunu unutmayacaksınız!... Her türlü düşmana karşı namusunuzu koruyacaksınız!... Cehaletle en güzel bir şekilde mücadele edeceksiniz!.... Cahillerle asla tartışmayacaksınız!... İnsanlığı cehaletten kurtaracaksınız!... İnsanları gaflet uykusundan uyandıracaksınız!... İnsanlara hakkı, hakikatı, iyiliği, doğruyu, güzeli, Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ ve telkin edeceksiniz!... Beşikten mezara kadar ilim öğreneceksiniz!... Ya Alim(Öğretmen) olacaksınız, ya öğrenci olacaksınız, ya da dinleyici olacaksınız!... Sakın dördüncü zümreden(yani cahillerden) olmayacaksınız!... İnsanlığın hidayeti, huzuru ve mutluluğu için çalışan “fedakar  birer insan” olacaksınız! İnancınızın gereğini yerine getireceksiniz ama İnancınızı, fikrinizi, düşüncenizi başkalarına zorla kabul ettirmeye kalkışmayacaksınız!..... En önemli prensibi “sevdirmek, nefret ettirmemek; müjdelemek, korkutmamak” olan “önder  birer insan” olacaksınız! Kalbinizde canlılara karşı sevgi, şefkat ve merhamet duygusu taşıyacaksınız! İnsanları incitmeyeceksiniz, kalplerini kırmayacaksıniız!.....  Yalan  söylemeyecek, gıybet etmeyecek, dedikodu yapmayacak, İftira etmeyeceksiniz!..... Riyakâr olmayacaksınız!.... Gurur, kibir, benlik ve rüçhaniyet (kendini başkalarından üstün görme) hastalığından uzak duracaksınız!..... Çevresine güven telkin eden “emin  birer insan” olacaksınız!. Fen, teknoloji ve bilimsel yeniliklere “âşık  birer insan”  olacaksınız!...... Faniyi değil bakiyi isteyeceksiniz!...... Karanlığı değil, aydınlığı tercih edeceksiniz!... Çöplüklerde, kokmuş mekanlarda değil, etrafına munis kokular saçan tertemiz yerlerde yaşayacaksınız!... Hakkı ve doğruyu haykıracaksınız!...... İnsanları  kurtuluşa ve hidayete  çağıran “aydın  birer  insan” olacaksınız!.... Daima hür irade sahibi ama sorumlu birer varlık olacaksınız!... Zamanı durduramayacağınıza ve geçen zaanı da geri getiremeyeceğinize göre içinde bulunduğunuz zamanı en güzel bir şekilde değerlendirmeye çalışın!... Hastalık gelmeden önce  sağlığın, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyet gelmeden önce zamanın, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin ve  ölüm gelmeden önce hayatın kıymetini bilin!... “Günahlarım öyle çok ki, Allah beni affetmez” diyerek Rahman ve Rahim olan Yüce Yaratıcı’nın merhametine sınırlama koymayınız!.. Allah’tan, Allah’ın rahmetinden  asla ümit kesmeyiniz!... Küçüklerine karşı şefkatli, büyüklerine karşı da saygılı olacaksınız!... Anne ve babanıza çok iyi davranacak, onlara asla “of” bile demeyeceksiniz!... Cennetin annelerin ayakları altında olduğunu unutmayacaksınız!... Ahlakımızın olgunlaşması için gerekli olan ve hayatımızın vazgeçilmezlerinden biri olan Sabretmeyi unutmayacak ve hadiseler karşısında acele etmeden ve fevri hareket etmeden sabredeceksiniz!... Başınıza gelen musibetlerden dolayı Allah’tan başka hiç kimseye şikeyette bulunmayacaksınız!... Nefsinize ağır gelen ve hoşunuza gitmeyen şeyler   karşısında dünya ve ahiret yararını düşüneceksiniz!... Çünkü sabır, göz aydınlığıdır. Sabır, kalpteki hüznü hafifletir. Sabır, hayrı hatırlatır. Sabır, Yaratan’I unutturmaz. Sabırla dünyaya bakış değişir. Sabırla ferahlık gelir. Sabır, bunalımlardan kurtuluş vesilesidir. Sabrın sonu selamettir. Sabır, inanan insanı CENNET’e götürür. Sabır, insanı dünya ve ahiret mutluluğuna eriştirir. Bütün bunları yapabilmek için de İnançlı, temiz kalpli, ahlaklı  ve  samimi olacaksınız! Yukarıdan beri sıraladığım  “Altın Kuralları” hayatınızın kalan  döneminde aynen uygularsanız  “dünyanın en mutlu insanı” olursunuz!...... Ve henüz dünya hayatında iken, kemalatın  zirvesine erişen  “örnek birer  insan” olursunuz!....  İşte o zaman,  yalnız ben değil, akl-I selim sahibi  bütün insanlar, sizi gördüklerinde  göndere çekilen bayrak gibi büyük bir saygı ve kalbi muhabbetle selamlar! Kıymetli Okuyucularım!...  Sizi  ve sizin  şahsınızda   yeryüzünde yaşayan bütün insanları,  yukarıda sıralamaya çalıştığım altın kurallara  uyarak daha dünya hayatında iken “Sonsuz Mutluluk” u kazanıp kalan ömürlerini adeta cennet hayatı gibi tamamlamaya davet ediyorum!...
Ekleme Tarihi: 04 Haziran 2021 - Cuma

Bu Yazımı, dünyada ve ebedi hayatta MUTLU OLMAK İSTEYENLER OKUSUN!…

Kıymetli Okuyucularım!...

Bu dünya hayatında mutlu olmak için;

Yüzünüz  ve yüreğiniz  birlikte gülümseyecek!

Ümitle korku arasında yaşayacaksınız! 

Olduğunuz  gibi görünecek veya göründüğünüz  gibi olacaksınız!

Bukalemun gibi renk değiştirmeyecek, iki yüzlü olmayacaksınız! 

Doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayacaksınız!... 

Yüksek itibar sahibi  “saygın birer insan” olacaksınız!

Düşman değil,  dost olacaksınız!...

Cimri değil,  cömert olacaksınız!....

Güler yüzlü, tatlı dilli, sevimli, şefkatli ve merhametli  olacaksınız!

Her zaman mazlumdan, haktan ve haklıdan yana  tavır alan “adil birer  insan” olacaksınız!

Sevgide güneş gibi olacaksınız!...

Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi olacaksınız!...

Hataları örtmede gece gibi olacaksınız!...

Tevazuda toprak gibi olacaksınız!...

Öfkede ölü gibi olacaksınız!

Hayatınız  boyunca “örnek birer  insan” olacaksınız!

Malınıza, mülkünüze, kasanıza, kesenize ve nefsani arzularınıza esir olmayacaksınız!

Elinize, dilinize, belinize sahip olacaksınız!

Fakir, yetim, kimsesiz, yolda kalmış  ve ihtiyaç sahiplerine  yardım eden “cömert  birer insan” olacaksınız!

Allah’ın size verdiği sayısız nimetler için şükredin!...

İnsan onurunu yükselten, iş gücü kalitesini ve satın alma gücünü artıran ve ekonomik hayatı canlandıran zekat ve sadaka vermeyi ihmal etmeyin!...

Komşunuzun malına, canına ve namusuna asla kötü gözle bakmayacaksınız!

Büyüklerine karşı saygılı, küçüklerine karşı da şefkatli davranan “onurlu  birer insan” olacaksınız!

Kıymetli Okuyucularım!...

Korkulan veya nefret edilen birer insan olmayacaksınız!...

Adaletten ayrılmayacaksınız!... 

Haksızlık etmeyeceksiniz!...

Haksızlığa rıza göstermeyeceksiniz!.....

Bir kötülükle karşı karşıya geldiğiniz zaman; O kötülüğe  önce elinizle engel olacaksınız!...

Elinizle engel olacak kadar kendinizde cesaret göremiyorsanız o zaman dilinizle (sözlerinizle, anlatımlarınızla, ikazlarınızla, önerilerinizle) engel olacaksınız!... Bu cesareti de kendinizde göremiyorsanız o zaman, kalben buğz edeceksiniz!...Kalben buğz etmenin de,  imanın en zayıf derecesi olduğunu   unutmayacaksınız !...

Katı kalpli, asık suratlı, hırçın tabiatlı olmayacaksınız!....

Komşuluk hakkına riayet edeceksiniz!...

Önemli konularda mutlaka istişare edeceksiniz!...

Zaman zaman  tefekkür edeceksiniz!...

Dünyaya  hırsla sarılmayacaksın!...

Ebedi hayatı, Cennet ve cehennemi unutmayacaksın!...

Dünyanın bir geçiş yeri, sizin de yolcu olduğunuzu unutmayacaksınız!...

Enaniyet duygusuna kapılıp gururlanmayacak, kibirlenmeyecek ve kendinizi beğenme hastalığına düçar olmayacaksınız!...

Mütevazı olacaksınız!...

Dinimize saldıranlarla en etkili yollarla mücadele edeceksiniz!....

Allah’ın dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olacaksınız!...

Vatanınızı sevecek ve onu düşman istilasına karşı koruyacaksınız!…

Vatan sevgisinin imandan olduğunu unutmayacaksınız!...

Her türlü düşmana karşı namusunuzu koruyacaksınız!...

Cehaletle en güzel bir şekilde mücadele edeceksiniz!....

Cahillerle asla tartışmayacaksınız!...

İnsanlığı cehaletten kurtaracaksınız!...

İnsanları gaflet uykusundan uyandıracaksınız!...

İnsanlara hakkı, hakikatı, iyiliği, doğruyu, güzeli, Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ ve telkin edeceksiniz!...

Beşikten mezara kadar ilim öğreneceksiniz!...

Ya Alim(Öğretmen) olacaksınız, ya öğrenci olacaksınız, ya da dinleyici olacaksınız!...

Sakın dördüncü zümreden(yani cahillerden) olmayacaksınız!...

İnsanlığın hidayeti, huzuru ve mutluluğu için çalışan “fedakar  birer insan” olacaksınız!

İnancınızın gereğini yerine getireceksiniz ama İnancınızı, fikrinizi, düşüncenizi başkalarına zorla kabul ettirmeye kalkışmayacaksınız!.....

En önemli prensibi “sevdirmek, nefret ettirmemek; müjdelemek, korkutmamak” olan “önder  birer insan” olacaksınız!

Kalbinizde canlılara karşı sevgi, şefkat ve merhamet duygusu taşıyacaksınız!

İnsanları incitmeyeceksiniz, kalplerini kırmayacaksıniız!..... 

Yalan  söylemeyecek, gıybet etmeyecek, dedikodu yapmayacak, İftira etmeyeceksiniz!.....

Riyakâr olmayacaksınız!....

Gurur, kibir, benlik ve rüçhaniyet (kendini başkalarından üstün görme) hastalığından uzak duracaksınız!.....

Çevresine güven telkin eden “emin  birer insan” olacaksınız!.

Fen, teknoloji ve bilimsel yeniliklere “âşık  birer insan”  olacaksınız!......

Faniyi değil bakiyi isteyeceksiniz!......

Karanlığı değil, aydınlığı tercih edeceksiniz!...

Çöplüklerde, kokmuş mekanlarda değil, etrafına munis kokular saçan tertemiz yerlerde yaşayacaksınız!...

Hakkı ve doğruyu haykıracaksınız!......

İnsanları  kurtuluşa ve hidayete  çağıran “aydın  birer  insan” olacaksınız!....

Daima hür irade sahibi ama sorumlu birer varlık olacaksınız!...

Zamanı durduramayacağınıza ve geçen zaanı da geri getiremeyeceğinize göre içinde bulunduğunuz zamanı en güzel bir şekilde değerlendirmeye çalışın!...

Hastalık gelmeden önce  sağlığın, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyet gelmeden önce zamanın, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin ve  ölüm gelmeden önce hayatın kıymetini bilin!...

“Günahlarım öyle çok ki, Allah beni affetmez” diyerek Rahman ve Rahim olan Yüce Yaratıcı’nın merhametine sınırlama koymayınız!..

Allah’tan, Allah’ın rahmetinden  asla ümit kesmeyiniz!...

Küçüklerine karşı şefkatli, büyüklerine karşı da saygılı olacaksınız!...

Anne ve babanıza çok iyi davranacak, onlara asla “of” bile demeyeceksiniz!...

Cennetin annelerin ayakları altında olduğunu unutmayacaksınız!...

Ahlakımızın olgunlaşması için gerekli olan ve hayatımızın vazgeçilmezlerinden biri olan Sabretmeyi unutmayacak ve hadiseler karşısında acele etmeden ve fevri hareket etmeden sabredeceksiniz!...

Başınıza gelen musibetlerden dolayı Allah’tan başka hiç kimseye şikeyette bulunmayacaksınız!...

Nefsinize ağır gelen ve hoşunuza gitmeyen şeyler   karşısında dünya ve ahiret yararını düşüneceksiniz!...

Çünkü sabır, göz aydınlığıdır.

Sabır, kalpteki hüznü hafifletir.

Sabır, hayrı hatırlatır.

Sabır, Yaratan’I unutturmaz.

Sabırla dünyaya bakış değişir.

Sabırla ferahlık gelir.

Sabır, bunalımlardan kurtuluş vesilesidir.

Sabrın sonu selamettir.

Sabır, inanan insanı CENNET’e götürür.

Sabır, insanı dünya ve ahiret mutluluğuna eriştirir.

Bütün bunları yapabilmek için de İnançlı, temiz kalpli, ahlaklı  ve  samimi olacaksınız!

Yukarıdan beri sıraladığım  “Altın Kuralları” hayatınızın kalan  döneminde aynen uygularsanız  “dünyanın en mutlu insanı” olursunuz!......

Ve henüz dünya hayatında iken, kemalatın  zirvesine erişen  “örnek birer  insan” olursunuz!.... 

İşte o zaman,  yalnız ben değil, akl-I selim sahibi  bütün insanlar, sizi gördüklerinde  göndere çekilen bayrak gibi büyük bir saygı ve kalbi muhabbetle selamlar!

Kıymetli Okuyucularım!... 

Sizi  ve sizin  şahsınızda   yeryüzünde yaşayan bütün insanları,  yukarıda sıralamaya çalıştığım altın kurallara  uyarak daha dünya hayatında iken “Sonsuz Mutluluk” u kazanıp kalan ömürlerini adeta cennet hayatı gibi tamamlamaya davet ediyorum!...

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.