Müslüm Abacıoğlu
Köşe Yazarı
Müslüm Abacıoğlu
 

Kadın, Erkek ve Akıl

Muhterem Kardeşlerim… Kadının erkekten daha akıllı olduğunu, bu bakımdan, kadına daha çok hak verilmesi gerektiğini söyleyenler var. Ancak, önce, aklın ne olduğunu bilmek gerekir. Efendim; Cenab-ı Hak, aklı, hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmek için yaratmıştır. Hangi şeyin hak, hangi şeyin bâtıl, hangi şeyin iyi, hangisinin kötü olduğu da ancak, bütün mahlukatı yoktan var eden Allahü Teâlâ’nın bildirmesiyle anlaşılır. İnsanların iyi veya kötü demesiyle, bir şey iyi veya kötü olmaz. Çünkü birine göre iyi olan bir şey, diğerine göre kötüdür.   Mesela evlilikte nikah, Müslümanlara göre, lüzumlu ve iyi bir şey iken, bazı dinsizlere göre saçmadır! Bu bakımdan dinimiz akıllıyı nasıl tarif ediyorsa ona göre karar vermek gerekir.   Akıl hakkında Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki: “Akıllı şudur ki, Allah’a ve Peygambere inanır ve ibadetlerini yapar.” [İbni Muhber] “En akıllı, Allahü Teâlâ’dan en çok korkan, Onun emir ve yasaklarına en güzel uyandır.” [İbni Muhber] “Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir.” [Tirmizi] “İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittir. Üstünlükleri, ibadet farkından ileri gelir.” [İbni Lal] “İnsanların yaptıkları hayırların mükafatı, akılları nispetinde verilir.” [Ebuşşeyh] “Her şeyin bir direği vardır. Müminin direği ise akıldır. Kişi aklı nispetinde ibadet eder.” [İ. Gazali] “Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.” [İ. Gazali]   Akılca en üstün olan kimse de, dinin emir ve yasaklarına riayet edendir. Kişinin ibadeti de aklı nispetinde olduğu, itikadı ve ameli en düzgün olan, diğerine göre daha akıllı demektir. Erkeklerden ve kadınlardan Cennetlik olanlar olduğu gibi, Cehennemlik olanlar da vardır. O halde, kadının erkekten veya erkeğin kadından daha akıllı olduğu söylenemez.   Şunu da açıklayalım ki, akıl ile zeka ayrıdır. Birbirine karıştırılmamalıdır. Bir gayrı müslim, bir Müslüman’dan daha zeki olabilir; fakat akıllı olamaz.   Allahü Teâlâ, kadınla erkeğin vücut yapılarını farklı şekilde yaratmıştır. Bir tankla taksinin mukayesesi yapılamaz. İkisinin vazifesi ayrıdır. Herkes vazifesini bilir, ona göre hareket ederse, düzensizlikler önlenmiş olur. Kadınla erkek arasında fark olduğu gibi, erkekle erkek, kadınla kadın arasında da fark vardır. Herkes aynı kabiliyette değildir. İnsanlar robot gibi yaratılmamıştır.   Kadın-erkek eşitliği ileri sürülerek, kadınların yapamayacağı işleri onlara vermek, mesela maden ocaklarında çalıştırmak kadın haklarına bir saygı değildir. Kadını, asker yapmamak da ona hakaret değildir. Kadına bünye, akıl, zeka, his ve kabiliyetine uygun işler vermelidir.   Bugün kadın haklarını savunur görünenler, samimi değildirler. Samimi olsalardı, önce kadını sömürü vasıtası yapan, ticari malların tanıtımında kullanan zihniyete karşı çıkarlardı. Halbuki kadının bu yolla, şeref ve haysiyeti düşürülmekte, basit bir mal haline getirilmektedir. Bu üzücü duruma karşı çıkmayanların, kadın hakları konusunda samimi olmadıkları açıktır.   Namuslu kadına iftira Namuslu kadınlara zina isnat edip de, sonra [bu durumu ispat için] dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. Onlar fâsıkların ta kendileridir. Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bundan istisnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir. (Nur 4,5)   Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetliktir. Onlar için çok büyük bir azap vardır. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahitlik ettikleri gün, onlar büyük azaba uğrayacaklardır. O gün, Allah onlara hak ettikleri cezaları verecek ve onlar Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacaklardır. (Nur 23,24,25)   Birinci âyette, “İftira edenlere gerekli cezayı verin, şahitliklerini de kabul etmeyin. Ama tevbe edip düzelenler bundan istisnadır” deniyor. Yani tevbe ederlerse şahitliklerini kabul edin deniyor. Aşağıdaki âyetlerde ise, “iftira edenler lanetliktir, onlar ahirette cezalarını bulacaklardır” deniyor. Bu iki Âyetin hiçbir yerinde çelişki yoktur.   En azılı kâfir bile tevbe ederse affa uğrar. Ama tevbe etmeyen kâfirler ebedi Cehennemliktir. Bu günahı işleyen bir Müslüman ise o da ahirette cezasını çekecektir. Burada en ufak bir çelişki yoktur. Güya asıl çelişki dediği de, dört şahidin nasıl bulunacağı imiş.   Kur’an-ı Kerimde, zekat verin emri var, ama nasıl verileceği kaçta kaç verileceği bildirilmemiştir. Resulullah bunu açıklamıştı.   Kur’anda namaz kılın emri vardır. Ancak namazların kaç rekat olacağı, nasıl kılınacağı, namazı bozan şeyler Kur’anda açıkça bildirilmemiştir. Bunları Resulullah Efendimiz açıklamıştır.   Bugün dünyadaki Anayasalarda da her hüküm detaylı şekilde açıklanmaz. İsmi Anayasadır. Yasalarla, tüzüklerle açıklanır. Kur’an da İslamiyet’in Anayasası gibidir. Hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i Şerifleri de, yetkili Âlimler açıklamıştır.   Anayasalarda trafik cezaları şudur diye yazmaz. Yasalara havale eder. Anayasa detay kitabı olmadığı gibi, Kur’an-ı Kerim de detay kitabı değildir. Detayına inmemiştir diye çelişki var demek, çamur atmaktan başka şey değildir.   Allahü Teâlâ cümlemizi Kur’an-ı Kerim’e ve Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselama inanan Salih kullarından eylesin. (Amin)    
Ekleme Tarihi: 01 Aralık 2021 - Çarşamba

Kadın, Erkek ve Akıl

Muhterem Kardeşlerim…

Kadının erkekten daha akıllı olduğunu, bu bakımdan, kadına daha çok hak verilmesi gerektiğini söyleyenler var. Ancak, önce, aklın ne olduğunu bilmek gerekir.

Efendim;

Cenab-ı Hak, aklı, hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmek için yaratmıştır. Hangi şeyin hak, hangi şeyin bâtıl, hangi şeyin iyi, hangisinin kötü olduğu da ancak, bütün mahlukatı yoktan var eden Allahü Teâlâ’nın bildirmesiyle anlaşılır. İnsanların iyi veya kötü demesiyle, bir şey iyi veya kötü olmaz. Çünkü birine göre iyi olan bir şey, diğerine göre kötüdür.

 

Mesela evlilikte nikah, Müslümanlara göre, lüzumlu ve iyi bir şey iken, bazı dinsizlere göre saçmadır! Bu bakımdan dinimiz akıllıyı nasıl tarif ediyorsa ona göre karar vermek gerekir.

 

Akıl hakkında Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Akıllı şudur ki, Allah’a ve Peygambere inanır ve ibadetlerini yapar.” [İbni Muhber]

“En akıllı, Allahü Teâlâ’dan en çok korkan, Onun emir ve yasaklarına en güzel uyandır.” [İbni Muhber]

“Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir.” [Tirmizi]

“İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittir. Üstünlükleri, ibadet farkından ileri gelir.” [İbni Lal]

“İnsanların yaptıkları hayırların mükafatı, akılları nispetinde verilir.” [Ebuşşeyh]

“Her şeyin bir direği vardır. Müminin direği ise akıldır. Kişi aklı nispetinde ibadet eder.” [İ. Gazali]

“Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.” [İ. Gazali]

 

Akılca en üstün olan kimse de, dinin emir ve yasaklarına riayet edendir. Kişinin ibadeti de aklı nispetinde olduğu, itikadı ve ameli en düzgün olan, diğerine göre daha akıllı demektir. Erkeklerden ve kadınlardan Cennetlik olanlar olduğu gibi, Cehennemlik olanlar da vardır. O halde, kadının erkekten veya erkeğin kadından daha akıllı olduğu söylenemez.

 

Şunu da açıklayalım ki, akıl ile zeka ayrıdır. Birbirine karıştırılmamalıdır. Bir gayrı müslim, bir Müslüman’dan daha zeki olabilir; fakat akıllı olamaz.

 

Allahü Teâlâ, kadınla erkeğin vücut yapılarını farklı şekilde yaratmıştır. Bir tankla taksinin mukayesesi yapılamaz. İkisinin vazifesi ayrıdır. Herkes vazifesini bilir, ona göre hareket ederse, düzensizlikler önlenmiş olur. Kadınla erkek arasında fark olduğu gibi, erkekle erkek, kadınla kadın arasında da fark vardır. Herkes aynı kabiliyette değildir. İnsanlar robot gibi yaratılmamıştır.

 

Kadın-erkek eşitliği ileri sürülerek, kadınların yapamayacağı işleri onlara vermek, mesela maden ocaklarında çalıştırmak kadın haklarına bir saygı değildir. Kadını, asker yapmamak da ona hakaret değildir. Kadına bünye, akıl, zeka, his ve kabiliyetine uygun işler vermelidir.

 

Bugün kadın haklarını savunur görünenler, samimi değildirler. Samimi olsalardı, önce kadını sömürü vasıtası yapan, ticari malların tanıtımında kullanan zihniyete karşı çıkarlardı. Halbuki kadının bu yolla, şeref ve haysiyeti düşürülmekte, basit bir mal haline getirilmektedir. Bu üzücü duruma karşı çıkmayanların, kadın hakları konusunda samimi olmadıkları açıktır.

 

Namuslu kadına iftira

Namuslu kadınlara zina isnat edip de, sonra [bu durumu ispat için] dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. Onlar fâsıkların ta kendileridir. Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bundan istisnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir. (Nur 4,5)

 

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetliktir. Onlar için çok büyük bir azap vardır. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahitlik ettikleri gün, onlar büyük azaba uğrayacaklardır. O gün, Allah onlara hak ettikleri cezaları verecek ve onlar Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacaklardır. (Nur 23,24,25)

 

Birinci âyette, “İftira edenlere gerekli cezayı verin, şahitliklerini de kabul etmeyin. Ama tevbe edip düzelenler bundan istisnadır” deniyor. Yani tevbe ederlerse şahitliklerini kabul edin deniyor. Aşağıdaki âyetlerde ise, “iftira edenler lanetliktir, onlar ahirette cezalarını bulacaklardır” deniyor. Bu iki Âyetin hiçbir yerinde çelişki yoktur.

 

En azılı kâfir bile tevbe ederse affa uğrar. Ama tevbe etmeyen kâfirler ebedi Cehennemliktir. Bu günahı işleyen bir Müslüman ise o da ahirette cezasını çekecektir. Burada en ufak bir çelişki yoktur.

Güya asıl çelişki dediği de, dört şahidin nasıl bulunacağı imiş.

 

Kur’an-ı Kerimde, zekat verin emri var, ama nasıl verileceği kaçta kaç verileceği bildirilmemiştir. Resulullah bunu açıklamıştı.

 

Kur’anda namaz kılın emri vardır. Ancak namazların kaç rekat olacağı, nasıl kılınacağı, namazı bozan şeyler Kur’anda açıkça bildirilmemiştir. Bunları Resulullah Efendimiz açıklamıştır.

 

Bugün dünyadaki Anayasalarda da her hüküm detaylı şekilde açıklanmaz. İsmi Anayasadır. Yasalarla, tüzüklerle açıklanır. Kur’an da İslamiyet’in Anayasası gibidir. Hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i Şerifleri de, yetkili Âlimler açıklamıştır.

 

Anayasalarda trafik cezaları şudur diye yazmaz. Yasalara havale eder. Anayasa detay kitabı olmadığı gibi, Kur’an-ı Kerim de detay kitabı değildir. Detayına inmemiştir diye çelişki var demek, çamur atmaktan başka şey değildir.

 

Allahü Teâlâ cümlemizi Kur’an-ı Kerim’e ve Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselama inanan Salih kullarından eylesin. (Amin)

 

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.