Dr. Emine Akın
Köşe Yazarı
Dr. Emine Akın
 

Diyabetle tabii ki arkadaş olamayız…

Bir önceki yazımızda vücuttaki iç düzeni bozan birçok faktörden bahsetmiştik. Bu faktörler elbette hem ayrı ayrı hem de birbirleriyle etkileşim halinde olarak vücudun iç dengesini bozmaktadır. Dolayısıyla bu faktörlerin, yani genel olarak kişinin yaşam alışkanlıklarının hücresel sağlığa odaklanarak yeniden detaylıca düzenlenmesi, beslenmenin doğru bir metodla ( kesinlikle diyet yapmadan)  ayarlanması kişideki şikayetleri birer birer ortadan kaldırır. Örneğin günlük hayatımızın çok önemli bir aktivitesi olan beslenmede yapılan yanlışlar, vücudun mikrobiyal dengesini ( vücudumuzda bizimle birlikte yaşayan trilyonlarca bakteri topluluğu) ciddi derecede bozar. Bu bir yandan bağışıklık sistemini etkilerken, diğer yandan vücudun kendini temizleme sistemlerine zarar verir.  Bağırsakların çalışması bozulur. Uyku düzeni kalmaz, enerji düşer, sürekli açlık hissi kişiyi daha acele ve daha sağlıksız seçimler yapmaya iter. Zaten bütün bunlar olurken kişi daha başka birçok şikayetle karşılaşmaya başlamıştır. (Konuyla ilgili detaylı bilgilere www.emineakin.com sayfasından  ve İdeal Vücudun Sırları kitabından ulaşabilirsiniz). Ayrıca kısa vadede  ciddi metabolik hastalıklar ve kanser gibi bazı hastalıklara da potansiyel olarak hazır hale gelmektedir. Diyabet, obezite ve insülin direnci ile ilgili yapılan  bilimsel çalışmalarda, beslenmenin kalori hesabına değil, tıbbi bir temele dayanarak detaylı- ince ayarla düzenlenmesi ve  bağırsak mikrobiyal dengesinin yeniden sağlanması ile bunların kolayca tedavi edilebildiği gösterilmektedir. Diyabet hastalarında ve metabolik sendromda kısa sürede kişide hipertansiyon şikayetlerinin de başlaması  buna örnek verilebilir. Çünkü insülinin sadece kan şekeri dengeleme görevi değil, başka birçok görevi vardır. Bunlardan biri de damar  çeperlerinin elastikiyetini düzenlemede rol almasıdır. Kan şekerinde kontrolsüz dalgalanmaların da kalp krizini tetiklediği araştırmalarda gösterilmiştir. Kısaca eğer bir hastalıkla arkadaş kalmaya niyetleniyor ve bunu temelden düzeltmenin yollarını aramıyorsanız, yakın gelecekte arkadaş olduğunuz hastalıkların sayısı mecburen artacaktır. Çünkü sistem bir bütündür.    
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2021 - Salı

Diyabetle tabii ki arkadaş olamayız…

Bir önceki yazımızda vücuttaki iç düzeni bozan birçok faktörden bahsetmiştik. Bu faktörler elbette hem ayrı ayrı hem de birbirleriyle etkileşim halinde olarak vücudun iç dengesini bozmaktadır. Dolayısıyla bu faktörlerin, yani genel olarak kişinin yaşam alışkanlıklarının hücresel sağlığa odaklanarak yeniden detaylıca düzenlenmesi, beslenmenin doğru bir metodla ( kesinlikle diyet yapmadan)  ayarlanması kişideki şikayetleri birer birer ortadan kaldırır.

Örneğin günlük hayatımızın çok önemli bir aktivitesi olan beslenmede yapılan yanlışlar, vücudun mikrobiyal dengesini ( vücudumuzda bizimle birlikte yaşayan trilyonlarca bakteri topluluğu) ciddi derecede bozar. Bu bir yandan bağışıklık sistemini etkilerken, diğer yandan vücudun kendini temizleme sistemlerine zarar verir.  Bağırsakların çalışması bozulur. Uyku düzeni kalmaz, enerji düşer, sürekli açlık hissi kişiyi daha acele ve daha sağlıksız seçimler yapmaya iter. Zaten bütün bunlar olurken kişi daha başka birçok şikayetle karşılaşmaya başlamıştır. (Konuyla ilgili detaylı bilgilere www.emineakin.com sayfasından  ve İdeal Vücudun Sırları kitabından ulaşabilirsiniz). Ayrıca kısa vadede  ciddi metabolik hastalıklar ve kanser gibi bazı hastalıklara da potansiyel olarak hazır hale gelmektedir.

Diyabet, obezite ve insülin direnci ile ilgili yapılan  bilimsel çalışmalarda, beslenmenin kalori hesabına değil, tıbbi bir temele dayanarak detaylı- ince ayarla düzenlenmesi ve  bağırsak mikrobiyal dengesinin yeniden sağlanması ile bunların kolayca tedavi edilebildiği gösterilmektedir.

Diyabet hastalarında ve metabolik sendromda kısa sürede kişide hipertansiyon şikayetlerinin de başlaması  buna örnek verilebilir. Çünkü insülinin sadece kan şekeri dengeleme görevi değil, başka birçok görevi vardır. Bunlardan biri de damar  çeperlerinin elastikiyetini düzenlemede rol almasıdır. Kan şekerinde kontrolsüz dalgalanmaların da kalp krizini tetiklediği araştırmalarda gösterilmiştir.

Kısaca eğer bir hastalıkla arkadaş kalmaya niyetleniyor ve bunu temelden düzeltmenin yollarını aramıyorsanız, yakın gelecekte arkadaş olduğunuz hastalıkların sayısı mecburen artacaktır. Çünkü sistem bir bütündür.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.