Kültür/Sanat

Hülya Koçyiğit bunları ilk kez anlattı! Meğer köy evlerinde yatıp kalkmış…

Türk sinemasının dört yapraklı yoncalarından sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Başkent Kültür Yolu Festivali'nde "Sinema Söyleşileri"nde konuk olan Hülya Koçyiğit, sinema yıllarına ilişkin çok özel açıklamalarda bulundu. Koçyiğit, köy evlerinde misafir edildiğini, Yeşilçam’ın teknik altyapı eksikliğini anlattı, yıldız olmanın inceliklerini ve sinemaya nasıl adım attığını anlattı.

Hülya Koçyiğit bunları ilk kez anlattı! Meğer köy evlerinde yatıp kalkmış…

1963 yapımı "Susuz Yaz" filmiyle Türk sinemasına adımını atan, 200'ü aşkın filmde rol alan ünlü sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen "Sinema Söyleşileri"ne katıldı.

Koçyiğit, Yeşilçam yıllarının zorluklarını o sözlerle anlattı:

Hülya Koçyiğit, CSO Ada Ankara Mavi Salon’da gerçekleşen "Sinemada Star Olmak" söyleşisinde yıldız olmanın inceliklerini anlattı.

Sinema sektörüne ilk girişini, “Usta yönetmen Metin Erksan, 'Susuz Yaz' filmine oyuncu seçerken annem kendisine beni anlatmış ve biz tanıştık. Kendisi benim fotoğraflarımı çekti ve ‘Tamam’ dedi. Filmin uluslararası başarısından sonra benim adım da duyulmaya başlandı” sözleriyle anlattı.

 

“Bir oyuncunun rolüne hazırlanabilmesi için o karakteri sadece gözlemlemesi yetmez, o karakteri tamamen bilmesi gerekir” diyen Koçyiğit, Yeşilçam’ın teknik altyapı eksikliği ve olanaksızlıklarına değindi: O zaman ulaşım otobüsle oluyor, köylerde otel yoktu, köy evlerinde misafir ediliyorduk. Çok zor şartlarda çalıştık.

Usta sanatçı, sinemada yapılan işlerle ilgili çok umutlu ve mutlu olduğunu belirterek, "Gençler çok cesurlar, girişkenler ve özgüvenliler. Sinema adına çok umutluyum. Bizim sinema yaptığımız dönemdeki imkansızlıklar içerisinde değiller. Dijital gibi bir imkanları var. Maddi imkanlar, teknolojik imkanlar fazla ve dünyayla iletişim mümkün" ifadelerini kullandı.

 

Ankara’nın hayatındaki yerine değinen Koçyiğit, "Ankara’da iki dönem okudum. Lise dönemimde de Ankara’ya gelmiştim. Ankara benim için arkadaşlık, dostluk. Benim için Ankara çok şey ve her fırsatta da geliyorum buraya. Benim okuduğum yıllardan sonra o kadar çok değişmiş ki gözlerime inanamıyorum. Elbette çok modern bir şehir olmuş, hepinize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

 

“Sanat iltifata tabiidir. Sanat ilgi görmezse kaçar. Bugünün gençlerini burada görmek çok hoşuma gitti" diyen usta oyuncu, şu açıklamayı yaptı: "Bir insanın en güzel dönemi talebelik dönemidir. Hayata hazırlandığınız bu yıllar en önemli yıllarınız. Birçok şeyi öğrenmek için bu yıllardasınız. Değerini bilin."

Sinemanın sanat dallarını çevreleyen anlatım türüne sahip olduğunu belirten Hülya Koçyiğit, “Sinema diğer sanat dallarını içine alabiliyor.

Müzik, resim, hikaye anlatma sanatını barındırıyor. Bir hikayeyi, roman olarak okuyabilirsiniz ama sinema, insana insan hikayelerini anlatan bir mecra.

Bize yaşarken fark etmediğimiz ama hayatın fark etmemiz gereken yerlerini görüyoruz. Adeta insanların yüzüne tutulmuş bir ayna gibi. Sinema işaret ve tespit eder, yol gösterir. Elbette çare bulmaz. Çareyi bulacak olan izleyicidir. İzleyiciye daha önce fark etmediği olayları ve davranışları gösterir” ifadelerine yer verdi.

Sinemanın tiyatroya kıyasla daha fazla insana dokunduğunun altını çizen Hülya Koçyiğit, “Benim ilk aşkım tiyatroydu.

Tiyatro sanatçısı olmak için eğitim gördüm. Hep sahnede olmak ve o alkış seslerini duyma hayali ile büyüdüm ve okudum.

Fakat sinema çok daha geniş kitlelere bir anda ulaşabiliyor.

Yıllarca Anadolu’da filmler çektik ve orada sinemanın insanlarla nasıl iletişim kurduğuna şahit olduk. Dolayısıyla iyi ki bu mesleği seçmişim diyorum” dedi.

 

 

Hasan ArslanHasan Arslan

Editör