Gündem Haber Girişi: 27.09.2021 - 12:26, Güncelleme: 27.09.2021 - 12:26

AUKUS'la dünya düzeni değişiyor...

 

AUKUS'la dünya düzeni değişiyor...

2016 yılında Fransa, Avustralya'yla birlikte stratejik kapsamı nedeniyle 'yüzyılın sözleşmesi' diye adlandırılan 56 milyar Euro'luk bir sözleşme imzaladı. Ancak Avustralya, ABD ile AUKUS Paktı'nı imzalamasının ardından Fransa'yla yaptığı ihaleyi iptal ettiğini açıkladı. Avustralya'nın Fransa'yla yaptığı sözleşmeyi fesh edip ABD'yle AUKUS Paktı'nı imzalaması, büyük bir krize sebep oldu. Peki Paris, Washington ve Canberra arasında yaşanan kriz ABD ve Fransa ilişkilerini nasıl etkiledi? Türkiye'ye yansıması olacak mı? Prof. Dr. Burak Samih Gülboy ve Doç. Dr. Burak Küntay, krizi ve olası küresel etkilerini yorumladı.
Fransa; Paris, Washington ve Canberra arasında yaşanan böylesine büyük bir krize tarihi boyunca ilk kez tanıklık ediyor. ABD ve Fransa'nın uzun yıllardır süren diplomatik ilişkilerinde Fransa, ilk kez Washington büyükelçisini geri çekti. Ancak Fransa Dışişleri Bakanlığı, Londra büyükelçisini geri çekmedi. Fransa, Londra'ya karşı daha yatıştırıcı bir tutum sergiliyor.   Fransa'yı toplam 90 milyar dolarlık zarara uğratan ve Fransız tasarımlı denizaltı projesinin sonunu getiren AUKUS Paktı'yla ABD ve Avustralya, 'Fransa'yı sırtından vurmakla' suçlanıyor. Analistler bu paktın, yıllardır ülkelerin en büyük savunma ortaklıklarından biri olduğunu söylüyorlar. Avustralya'nın Çin'e karşı ABD'nin yanında olduğunu gösteren anlaşmanın detaylarını, Paris, Washington ve Canberra arasında yaşanan krizin boyutlarını, ABD ve Fransa ilişkilerini nasıl etkilediğini ve krizin Türkiye'ye yansımalarını Doç. Dr. Burak Küntay'a ve Prof. Dr. Burak Samih Gülboy'a sorduk. 'FRANSA'YI SAF DIŞI BIRAKTI' DİYEREK BAKILMAMALI ABD'nin Fransa'yla yaptığı 'yüz yılın anlaşması' denilen sözleşmede ABD neden Fransa'yı saf dışı bıraktı? Anlaşmaya dahil olmak yerine Avustralya'ya neden yeni bir pakt önerdi? Prof. Dr. Burak Samih Gülboy: Bu basit anlamda bir anlaşma, gasp meselesi değil. Ama aslında çok yönlü düşünülmesi gereken bir durum. İlk olarak ABD'nin küresel düzende üstlendiği güvenlik sorumlulukları bölgesel ortaklar ile işbirliği öngörülen genişletilmiş, caydırıcılık stratejileri ile düzenleniyor. 2010'ların başından itibaren, gerçekte çok daha önceden beridir, ABD, Çin'e karşı Japonya ve Güney Kore eksenle bir çevreleme politikası uygulamaktaydı ama son yıllarda Çin'in donanma yatırımlarını arttırması ve Asya Pasifik başta olmak üzere gücünü görünür hale getirmesi, ABD'nin Çin Denizi ötesinde Pasifik'te arttırılmış bir caydırıcılık alanı yaratması için bir neden oluşturdu. Buna karşılık AUKUS Paktı ABD'den çok Avustralya'nın önünü açtığı bir süreç oldu. Bunun nedeni Avustralya ile Çin arasında son iki senede artan tansiyon. Çin'in hızla büyüyen donanması ve Pasifik'te görülür şekilde artan etkinliği karşısında Avustralya, dengeleyicilik ve caydırıcılık üretebilecek yeteneğe sahip olmadığı gibi bu yetenekleri tek başına üretebilecek materyale ve insan gücüne de sahip olmadığının farkına vardığında güvenlik stratejisinde de radikal bir dönüşüme girdi. Bu durum Avustralyalı yetkililer tarafından da sık sık dile getiriliyor.   CAYDIRICILIK OLUŞTURMA EYLEMİ   Avustralya orta vadede Fransa'dan alacağı materyal ve buna uyum sağlayacak mürettebatın yetiştirilmesi süreci ile Çin ile arasında açılmakta olan güvensizlik alanını üst üste koyduğunda kendi aleyhine bir açıklık gördüğünden, ulusal çıkarını gözeten bir seçim yaptı. ABD, İngiltere ve Avustralya II. Dünya Savaşı'ndan beridir güvenlik ve ortaklık kurma konusunda başarılı bir geçmişe sahipler ve bu anlamda da, gene Avustralyalı yetkililerden alıntı yaparsak, ABD ve İngiliz güçleri ile işbirliği yapabilmek Avustralya için kısa vadede en uygun güvenlik seçimi hatta başarıyla denenmiş bir güvenlik seçimi olarak gözüküyor. Stratejik kültür konusunda ortak değerlere sahip üç Anglo-Sakson devletin işbirliği Fransa'ya karşı bir tavır olmaktan çok, değişen konjonktürde Çin'in beklenenin ötesinde hızlı yükselişine karşı kuvvetli bir caydırıcılık oluşturma eylemi olarak görülmeli. 'ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR VAR'   Doç. Dr. Burak Küntay: Amerika'nın burada yaptığı şey Fransa'yı saf dışı bırakmak değil. Amerika yeni dönemdeki kurgusunu hayata daha sağlam geçirmek için böyle bir hamle yapıyor. Bu ne demek oluyor? Çok basitçe hatırlarsak II. Dünya Savaşı sonrasında, Soğuk Savaş döneminde, dünya lideri olarak çıkan Amerika Birleşik Devletleri bir hadiseyi net bir şekilde ortaya koydu; ki Pasifik'te hakim olamayan, Güney Asya'da hakim olamayan dünyada kolay kolay hakim olamaz. Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi ülkesi dışında en çok vefat eden askerin yattığı yer Filipinler'dir. Ülkesi namına en çok kaybı orada vermiştir ve orada yatar hâlâ askerler. Dolayısıyla Güney Asya Denizi'nin ve Pasifik'le Güney Asya'nın buluştuğu nokta Amerika için çok önemli. Burada üç tane faktör var. Bunlardan bir tanesi Amerika'nın bakış açısı. Amerika burada tekrar hegemonyasını daha da güçlü oturtmak için, ki Obama döneminden beri Obama'nın ikinci döneminden beri bir Amerikan politikasıdır, Çin'e karşı yapılmak istenen hadise. Bunu hayata geçirmek için orada önemli bazı siyasi ekonomik ve askeri anlaşmalar yapmak zorunda. Buradan en önemli müttefik belirlenebilecek ülke doğal olarak Avustralya'dır. Çünkü Avustralya büyük Britanya Krallığı'nın bir parçası, İngilizce konuşan ülkeler noktasında. Amerika'yla tarihsel bağı da olan bir ülkedir. Dolayısıyla Avusturalya, bakış açısı, siyasi duruşu ve tarihi açısından doğru bir ittifaktır. İngiltere de bağ rolünü üstleniyor. İngiltere ve Avustralya'nın başındaki devlet başkanı aynı kişi: Kraliçe. Dolayısıyla o da apayrı bir bağ sağlıyor. Bu anlaşma yapılırken sadece Amerika'yla İngiltere yaklaşmıyor.
2016 yılında Fransa, Avustralya'yla birlikte stratejik kapsamı nedeniyle 'yüzyılın sözleşmesi' diye adlandırılan 56 milyar Euro'luk bir sözleşme imzaladı. Ancak Avustralya, ABD ile AUKUS Paktı'nı imzalamasının ardından Fransa'yla yaptığı ihaleyi iptal ettiğini açıkladı. Avustralya'nın Fransa'yla yaptığı sözleşmeyi fesh edip ABD'yle AUKUS Paktı'nı imzalaması, büyük bir krize sebep oldu. Peki Paris, Washington ve Canberra arasında yaşanan kriz ABD ve Fransa ilişkilerini nasıl etkiledi? Türkiye'ye yansıması olacak mı? Prof. Dr. Burak Samih Gülboy ve Doç. Dr. Burak Küntay, krizi ve olası küresel etkilerini yorumladı.

Fransa; Paris, Washington ve Canberra arasında yaşanan böylesine büyük bir krize tarihi boyunca ilk kez tanıklık ediyor. ABD ve Fransa'nın uzun yıllardır süren diplomatik ilişkilerinde Fransa, ilk kez Washington büyükelçisini geri çekti. Ancak Fransa Dışişleri Bakanlığı, Londra büyükelçisini geri çekmedi. Fransa, Londra'ya karşı daha yatıştırıcı bir tutum sergiliyor.

 

Fransa'yı toplam 90 milyar dolarlık zarara uğratan ve Fransız tasarımlı denizaltı projesinin sonunu getiren AUKUS Paktı'yla ABD ve Avustralya, 'Fransa'yı sırtından vurmakla' suçlanıyor. Analistler bu paktın, yıllardır ülkelerin en büyük savunma ortaklıklarından biri olduğunu söylüyorlar. Avustralya'nın Çin'e karşı ABD'nin yanında olduğunu gösteren anlaşmanın detaylarını, Paris, Washington ve Canberra arasında yaşanan krizin boyutlarını, ABD ve Fransa ilişkilerini nasıl etkilediğini ve krizin Türkiye'ye yansımalarını Doç. Dr. Burak Küntay'a ve Prof. Dr. Burak Samih Gülboy'a sorduk.

'FRANSA'YI SAF DIŞI BIRAKTI' DİYEREK BAKILMAMALI

ABD'nin Fransa'yla yaptığı 'yüz yılın anlaşması' denilen sözleşmede ABD neden Fransa'yı saf dışı bıraktı? Anlaşmaya dahil olmak yerine Avustralya'ya neden yeni bir pakt önerdi?

Prof. Dr. Burak Samih Gülboy: Bu basit anlamda bir anlaşma, gasp meselesi değil. Ama aslında çok yönlü düşünülmesi gereken bir durum. İlk olarak ABD'nin küresel düzende üstlendiği güvenlik sorumlulukları bölgesel ortaklar ile işbirliği öngörülen genişletilmiş, caydırıcılık stratejileri ile düzenleniyor. 2010'ların başından itibaren, gerçekte çok daha önceden beridir, ABD, Çin'e karşı Japonya ve Güney Kore eksenle bir çevreleme politikası uygulamaktaydı ama son yıllarda Çin'in donanma yatırımlarını arttırması ve Asya Pasifik başta olmak üzere gücünü görünür hale getirmesi, ABD'nin Çin Denizi ötesinde Pasifik'te arttırılmış bir caydırıcılık alanı yaratması için bir neden oluşturdu.

Buna karşılık AUKUS Paktı ABD'den çok Avustralya'nın önünü açtığı bir süreç oldu. Bunun nedeni Avustralya ile Çin arasında son iki senede artan tansiyon. Çin'in hızla büyüyen donanması ve Pasifik'te görülür şekilde artan etkinliği karşısında Avustralya, dengeleyicilik ve caydırıcılık üretebilecek yeteneğe sahip olmadığı gibi bu yetenekleri tek başına üretebilecek materyale ve insan gücüne de sahip olmadığının farkına vardığında güvenlik stratejisinde de radikal bir dönüşüme girdi. Bu durum Avustralyalı yetkililer tarafından da sık sık dile getiriliyor.

 

CAYDIRICILIK OLUŞTURMA EYLEMİ

 

Avustralya orta vadede Fransa'dan alacağı materyal ve buna uyum sağlayacak mürettebatın yetiştirilmesi süreci ile Çin ile arasında açılmakta olan güvensizlik alanını üst üste koyduğunda kendi aleyhine bir açıklık gördüğünden, ulusal çıkarını gözeten bir seçim yaptı. ABD, İngiltere ve Avustralya II. Dünya Savaşı'ndan beridir güvenlik ve ortaklık kurma konusunda başarılı bir geçmişe sahipler ve bu anlamda da, gene Avustralyalı yetkililerden alıntı yaparsak, ABD ve İngiliz güçleri ile işbirliği yapabilmek Avustralya için kısa vadede en uygun güvenlik seçimi hatta başarıyla denenmiş bir güvenlik seçimi olarak gözüküyor. Stratejik kültür konusunda ortak değerlere sahip üç Anglo-Sakson devletin işbirliği Fransa'ya karşı bir tavır olmaktan çok, değişen konjonktürde Çin'in beklenenin ötesinde hızlı yükselişine karşı kuvvetli bir caydırıcılık oluşturma eylemi olarak görülmeli.

'ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR VAR'

 

Doç. Dr. Burak Küntay: Amerika'nın burada yaptığı şey Fransa'yı saf dışı bırakmak değil. Amerika yeni dönemdeki kurgusunu hayata daha sağlam geçirmek için böyle bir hamle yapıyor. Bu ne demek oluyor? Çok basitçe hatırlarsak II. Dünya Savaşı sonrasında, Soğuk Savaş döneminde, dünya lideri olarak çıkan Amerika Birleşik Devletleri bir hadiseyi net bir şekilde ortaya koydu; ki Pasifik'te hakim olamayan, Güney Asya'da hakim olamayan dünyada kolay kolay hakim olamaz. Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi ülkesi dışında en çok vefat eden askerin yattığı yer Filipinler'dir.

Ülkesi namına en çok kaybı orada vermiştir ve orada yatar hâlâ askerler. Dolayısıyla Güney Asya Denizi'nin ve Pasifik'le Güney Asya'nın buluştuğu nokta Amerika için çok önemli. Burada üç tane faktör var. Bunlardan bir tanesi Amerika'nın bakış açısı. Amerika burada tekrar hegemonyasını daha da güçlü oturtmak için, ki Obama döneminden beri Obama'nın ikinci döneminden beri bir Amerikan politikasıdır, Çin'e karşı yapılmak istenen hadise. Bunu hayata geçirmek için orada önemli bazı siyasi ekonomik ve askeri anlaşmalar yapmak zorunda. Buradan en önemli müttefik belirlenebilecek ülke doğal olarak Avustralya'dır. Çünkü Avustralya büyük Britanya Krallığı'nın bir parçası, İngilizce konuşan ülkeler noktasında. Amerika'yla tarihsel bağı da olan bir ülkedir. Dolayısıyla Avusturalya, bakış açısı, siyasi duruşu ve tarihi açısından doğru bir ittifaktır. İngiltere de bağ rolünü üstleniyor. İngiltere ve Avustralya'nın başındaki devlet başkanı aynı kişi: Kraliçe. Dolayısıyla o da apayrı bir bağ sağlıyor. Bu anlaşma yapılırken sadece Amerika'yla İngiltere yaklaşmıyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.